Kullanıcı Adı: Şifre:
Göksunluyuz

test

Ana Sayfa / Röportajlar / Libya’dan Dönen Suna Hanımla Röportaj!
Etiketler:

Libya’dan Dönen Suna Hanımla Röportaj! Libya’dan Dönen Suna Hanımla Röportaj!

Libya’da Çıkan Savaş’tan Dolayı, 10 Yıl Kaldığı Libya’dan Memleketi K.Maraş’a Eşini Bırakıp Çocuklarıyla Mecburi Dönüş Yapan Göksunlu Suna Aydın Hanım...

2011-05-05, 03:50:52 1 yorum


Röportajlarımıza, Göksun’un Belde Belediye Başkanları, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Orhan Erdaş ve Sanatçı Osman Öztunç’tan Sonra, Türkiye’nin Hatta Dünya’nın Gündeminde Olan Libya’da Çıkan Savaş’tan Dolayı, 10 Yıl Kaldığı Libya’dan Memleketi K.Maraş’a Eşini Bırakıp Çocuklarıyla Mecburi Dönüş Yapan Göksunlu Suna Aydın Hanım’la Devam Ediyoruz.

Libya’nın Başkenti Trablusgarp’ta Türk Büyükelçiliği’nde Çalışan ve Libya’da Düzenlenen Çeşitli Kermeslerde Türk Kahvesi’nin Tadını Libyalılara ve Bize de Ziyaretimizde Tattıran Suna Aydın’la; Libya Hükümeti, Kaddafi’nin Ülkesi İçin Yaptıkları, Libya’da Çıkan Halk Ayaklanmasının Nedenleri, Libya Halkının Türk Vatandaşlarına Tavırları, Savaş Çıkınca ve Türklerin Türkiye’ye Dönüşte Yaşadıkları Hakkında, Göksun Adliyesi’nde Memur Olan Ağabeyi Ali Bey’in Misafir Olarak Kaldığı Evinde, Kısa Bir Röportaj Gerçekleştirdik.

 

Suna Hanım Sizi Kısaca Tanıyabilir miyiz?

 

“Biz Döndük; Ama Eşim Libya’da !..”

 

Ben Suna Aydın, K.Maraş, Göksunluyum. Yaklaşık 10 yıl önce eşimle birlikte Libya Türk Büyükelçiliği’nde işe girdim.  Orada ben geçen sene istifamı verdim. Bu çıkan savaş nedeniyle geri döndüm memleketime. Eşim hala Libya’da Büyükelçilikte çalışmakta.

 

DİNÇASLAN: “Göksunluyum, Libya’ya Gittim.” dediniz. Libya’ya Gidiş Nedeniniz Neydi?

 

Libya’ya gidiş nedenimize gelince; işten ayrılmıştım ve son iki sene işsiz kaldım. Eşim Sır Barajı’nda çalışıyordu. Oradan ayrılınca Libya’da iş imkânı doğdu. Öylelikle gittik Libya’ya.

 

Libya’ya Gitmeden Önce Aklınızda Kurduğunuz Libya Nasıldı? Libya’ya Gidince Hangi Düşünceler İçerisine Girdiniz? Yıllarca Kaldığınız Libya Hakkında Biraz Bilgi Verir misiniz?

 

“Trablusgarp’a Taktığım Lakap: ‘Ölü Şehir’ !..”

 

Arap ülkelerinin durumu genelde belli. Yani ben de diğer Arap ülkeleri gibi olacağını düşündüm ilkin. Fakat hiç de öyle olmadı. Daha doğrusu ilk gidişimde uçaktan inerken: “Eyvah!” dedim, “Ben nereye geldim?”. Kıpkırmızı bir toprak, hiç yeşillik yok. İnsanlar hep evlerinde. İlk gittiğim zamanlar hep böyleydi. “Ölü Şehir” lakabını takmıştım Trablusgarp’a.  Çünkü saat 15.00’a kadar herkes evinde, hiç kimse sokakta değildi. Bu saatten sonra canlanırdı caddeler, sokaklar. Gece 01.00–02.00’a kadar her taraf insan kaynardı adeta.

 

“Kaddafi, Son Altı Yılda Ülkesini Geliştirmek İçin Büyük Çaba Gösterdi !..”

 

Ama anlatılanlar gibi değil. Suudi Arabistan gibi olsun, diğer Arap ülkelerindeki gibi olsun, o baskı yoktu halkta. Çok özgür dolaşıyorlardı kadınlar olsun, çocuklar olsun gece yarısında bile rahatlıkla sokağa çıkabiliyorlardı.

Ve yıllar geçti, o kadar hızlı büyüme yaşandı ki şehirde; hem şehirleşme, hem sosyal hayat bakımından. Günün her saatinde yoğun trafik vardı artık. Son 6 yıl içerisinde çok şey gerçekleşti ve değişti Libya’da. Ne kadar kötülense de Kaddafi, ülkesine çok baktı. Şehir olarak, altyapı olarak, sosyal tesislere yatırım olarak, halkının refah seviyesini yükseğe çıkarmak için çabaladı. Ben bunu gözlemledim orada ve Libya güzel bir yerdi.

 

Libya’da Kaldığınız Süre İçerisinde Bir Türk Vatandaşı Olarak Libya Halkı Size Nasıl Davrandı, Sizi Nasıl Karşıladı, Size Karşı Tavırları Nasıldı? Bunun Yanında Libya Hükümeti Yetkililerinin, Yabancılara Karşı Uyguladığı Olumlu veya Olumsuz Durumlar Hakkında Değerlendirmeleriniz Nelerdir?

 

“Libyalılar, Osmanlı’yı ve Türk’ü Çok Seviyor, Sayıyor ve El Üstünde Tutuyor !..”

 

Biz Libya’ya gittiğimiz zaman, inanın el üstünde tutulduk. Gerçekten Türk halkını çok seviyorlar. Hele de Türk olduğumuzu öğrendiklerinde muhakkak bir taraflarının, kökenlerinin “Türk” olduğunu söylüyorlar. Yani Osmanlı’yı ve Türk’ü gerçekten çok seviyor, sayıyorlar. Ama daha önceleri Türklere karşı Mısırlıların yazmış olduğu tarih kitaplarında yazılan bir kötüleme vardı. Son zamanlarda Büyükelçilerimizin sözleri, diplomatik görüşmeler bu tür kanıları ve tabuları da yıktı.

 

“Başbakan’ın Davos’taki Sert Çıkışı, Libyalıyı Türk’ü Sevmeye Teşvik Etti !..”

 

Çeşitli bürokratik görüşmelerin yanı sıra, Libya Türk Dostluğu Derneği’nin çalışmalarının da etkisi ile artık o eski zihniyetlerin kalktığı, yeni profesörlerin gerçekleri talebelerine öğretmesinin de etkisi ile, hele de Sayın Başbakan’ımız R.Tayyip Erdoğan Bey’in Davos Zirvesi’nde yaptığı çıkış, Libyalıyı Türk’ü sevmeye daha çok teşvik etti. Bu, Libya Türk Dostluğu Derneği’nde Libyalı arkadaşlarım bile çalışmaktalar.

 

Düzenlenen Kermeslerde, Türk Kahvesi’nin Tadını Öğrettim Libyalılara!..

 

Bazı zamanlar, burada olduğu gibi düzenlenen hayır kermeslerinde, ben güzel yaptığım için “Türk Kahvesi” standı kurarak, Türk Kahvesi’nin tadını öğrettim Libya halkına. “Biz yapıyoruz, tadı böyle güzel olmuyor, bize de öğret!” diye ne kadar ısrar etseler de: “Senin yaptığın Türk Kahvesi’nin tadı başka oluyor!” şeklinde hep dile getirirlerdi. Birçok ülke Büyükelçilerinin ziyaretlerinde bile yaptığım Türk Kahvesi ikram edilince, büyük bir beğeni toplar ve ilgi çekerdi.

 

Savaş, Kaos Çıktı. Halkın Ayaklanmasıyla Gasplar, Yağmalamalar Yaşanmakta, Hatta İnsanlar Birbirlerini Öldürüyor Şu Anda. Libya’da Bu Savaş, Kargaşanın Çıkmasına Neden Olan Durum Sizce Nedir? Sizin Şahit Olduğunuz Durumlardan da Bahseder misiniz?

 

“Aşiret Ayrılığını Öne Sürerek Çıkan Savaşın Tek Bahanesi ve Nedeni: Petrol !..” 

 

Benim kanımca, dış güçlerin parmağı var. Oradaki petrol kaynakları herkesin iştahını kabartıyor. Ee bunun için de bir bahane üretmeleri gerekiyordu. Bu bahane de oldu, kışkırttılar. Bingazi’nin zaten baştan beri “aşiret ayrılığı” var. Bunu da kullanarak ve gelişen medya ile dışarıdaki hayatı gördüler. Biraz da ona imrenerek bu duruma getirildiler. Bence rahat insanlardı; ancak rahatını kaçırdılar.

 

Ülkenize, Doğup Büyüdüğünüz Memleketinize Dönmeye Karar Verdiniz. Dönmek İstediğinizde Nelerle Karşılaştınız? Libya’dan Ayrılmaya Karar Verdiğiniz Andan Çıkış Anınıza Kadar Olan Sürede Neler Yaşadınız?

 

“Ben Burada Ölmek İstemiyorum Anne !..”

 

Aslında ben bu savaş çıkmadan iki gün önce Türkiye’den döndüm. Düğün üzerine gelmiştim. Gittim, ancak iki gün sonra da olaylar patlak verdi. Oturduğumuz yer, konsolosluk binası olduğu için daha güvenli bir yerdi. Yavaş yavaş Türk halkı tahliye edilmeye başladığında eşime dedim: “Biz de gidelim çocukları alıp!”. Eşim dedi ki: “Sen biraz dur! Yeriniz güvenli, önce dışarıdaki halkı bir gönderelim.”

Olaylar daha da şiddetlene kadar ben orada kaldım. Son zamanlarda çocuğun psikolojisi bozuldu. Dışarıda silah ve bombalamaların sesleri arttı. “Ben burada ölmek istemiyorum Anne!” diyerek ağlamaya başlayınca eşime dedim: “Gönder artık bizi, sen de rahat edersin!”

 

“Havaalanına Giderken ve Havaalanı’nda !..”

 

Eşim, Türklerin tahliyesiyle havaalanında uğraştığından evine bile uğrayamıyordu. Her yer kapalı olduğu için susuzluk çektik, yiyeceklerimiz kalmadı. Yine açık bulunan bir yerden bize -sağ olsun- açan Libyalıdan alıyoruz bir şeyler ama her zaman ele geçmiyordu. Şartlar kötüleşince dedim: “Artık gidelim! Bizi gönder!” Eşim işine gitti, bize telefon etti: “Hadi hazırlanın, çıkın!”

Kendisi gelemediği için iş arkadaşı bizi evden alıp havaalanına götürdü. Havaalanına gittiğimizde bir ana-baba günü. Havaalanına bir km. kala, bütün bavullar yerlerde, saçılmış kıyafetler, battaniyeler, kiminin bavulunda küçük portatif televizyonlar… Yani götürmeye çalışıp da götüremeyerek canını kurtaran insanlar ve her şeylerini orada bırakmak zorunda kalmışlar, kırılmış, dökülmüş eşyalar... Alabildiğine kalabalık ve izdiham. Hareket edemiyorsun. Ben zaten: “Bavul hazırlayayım.”  deyince, eşim kabul etmedi: “Kesinlikle! Kendini geçiremezsin. Bavulunu alma.” Bavulu olanlar tek olduğu için, kendi bavulunu alıyor. Benim ise, korumakla görevli olduğum iki oğlum, biricik kızım var. Ben ancak onları tutarım, götürürüm, diye sırt çantamızı aldık birer tane. Öyle yola çıktık. Ve orada dehşet izdiham. Herkes havaalanına girmek için uğraşıyor. Bu izdihamdan havaalanına gidene kadar yine zorluk çektik. Sabah 08.00 gibi evden çıktık. Öğle sonrası saat:3’te havaalanına girdik. Bir buçuk saat sonra da ancak uçağa binebildik. 4.30’da uçağımız havalandı. Sağ olsun, bu durumda Devlet’imizin yardımı, ilgisi, desteği çok oldu.

 

Hem Kaddafi Yandaşlarının ile Muhaliflerinin, Türklerin Tahliyesinde Emekleri Çok !..

 

Oradaki o insanlar, bizim Türklere gerçekten çok iyi davranıyorlardı. O kadar yığılmış insan var ki, tabii yetişemiyorlardı. Çok faydalarını, iyiliklerini yine gördük Kaddafi Hükümeti taraftarlarının da. Arkadaşlarımdan duyduğum kadarıyla, karşı taraftakiler bile Türklere, havaalanına kadar getirip komşularını sağ salim teslim edip dönenler bile var. Bunları bana söylediler arkadaşlarım. Yani her iki tarafın da Türk halkına karşı sempatisi, sevgisi mevcut ve biz bunu bizzat yaşadık.

Çünkü havaalanında içeri aldılar. Benim iki oğlum dışarıda kalmıştı. Polis’e baktım, dedim: “Oğlum dışarıda! Birisi rahatsız.”. Baktı: “Tamam, gel uhdi!” dedi. Uhdi, kız kardeş demek. Giderken diğer polis ona: “Sakın yapma! Bak amirinden azar işitirsin!” dedi. “O zaman kalsın, sen zor duruma düşme.” dedim. Baktım bir karışıklık oldu yine. Ben korktum,  gözümden yaş akmaya başladı. “Gel bacı, gel!” dedi, bana kapıyı açtı ve iki oğlumu aldı içeri. Yani o iyiliklerini de yaptılar bizlere.

 

“Tüm Hatıralarım, Her Şeyim, Eşim Libya’da Kaldı!..”

 

Türklere karşı her zaman iyilerdi. Yıllarca orada yaşadım. Tüm hatıralarımı, kısaca her şeyi orada bırakıp, bir canımızla kaldık ve eşim hala Libya’da. Kapıyı çektim, anahtarı arkadaşa teslim ettim eşime vermesi için, sonra çıktım. Yani bu kadar ve geldik buraya. Tabii o kargaşanın içerisinde harçlığımız yok cebimizde. Nereden buldu eşim, bilemiyorum, 100 Avro cebime tıkıştırdı. “Bununla idare et!” dedi. İstanbul’a indim, Kayınbiraderim karşıladı ve biletlerimizi aldı. Göksun’a geldik. Sağolsun, ağabeyim evini açtı. Her türlü ihtiyacımızı karşıladı. Sonra Belediye Başkanımız, sağ olsun, onun yardımlarını gördük. Ayriyeten ona da çok teşekkür ediyorum. Sonra yine Belediye’mizin açmış olduğu, Kadın Girişimciler Kursu’na katıldım, kursu bitirdim. Sertifikamızı bekliyoruz. Bir şeyler yapmaya çalışacağım artık. Çünkü eşim bana havale yaptıramadığı için maddi imkanlar biraz kısıtlı. Sağolsun ağabeyim ilgileniyor.

 

Türkiye’ye ve Göksun’a Geldiğinizdeki O İlk Anlardaki Hislerinizi, Duygularınızı Bizimle Paylaşır mısınız?

 

“Türkiye’ye Gelince Kolu Kanadı Kırık, Çaresiz Hissettim Kendimi !..”

 

Sudan çıkmış balık gibiydim. Bir şey düşünemiyordum. O kadar ani bir geliş oldu ki. Hiç unutmuyorum, ilaç alacağım eczaneden. Ne konuşacağımı şaşırdım. Sadece eczacının yüzüne baktım. Çünkü çocuğun ilacı için gittiğim zaman ya İngilizce, ya da Arapça söylemek zorunda kalıyordum. Çocuk bana bakıyor. En sonunda: “Ya bana ilaç verir misiniz?” dedim. Yani kendinizi kolu kanadı kırık, çaresiz hissediyorsunuz. Ama sağolsunlar, dostları ve dostların desteklerini, ilgisini görünce insana bir güven gelmiyor da değil. Alıştım artık Göksun’a, Göksunlu oldum. 

 

Suna Hanım, Vaktinizi Ayırdınız. Libya Hakkında Bilgi Edinmemizi Sağladınız. Tekrar Şükranlarımı Sunarak, Bundan Sonraki Hayatınızda Mutluluklar, Huzur Dolu, Savaşsız, Barış Olan Günler Geçirmenizi, Eşinize Olan Özlemin Bir An Önce Dinmesi Ve Dindirilmesini Diliyor, Saygılar Sunuyorum.

 

Bana Vaktinizi Ayırdığınız için, Asıl Ben Teşekkür Ediyorum. Çalışmalarınızda Başarılar Diliyorum.

Duyarlılığınız İçin Sizleri Ayrıca Tebrik Ediyorum. 

 

Raşit Dinçaslan

    

YORUMLAR // 1 Adet yorum yapıldı.
ilginç
2011-09-01, 00:57:34, 88.254.17.124
Erdoğan alper diyor ki; İlginç bir röportaj olmuş.muammer kaddafi demir yumruk olarak tanıtılıyor sürekli halkına baskı yapan kişi olarak tanıtılıyor diğer yazılı görsellerde..ama olayın birebir şahidinden övünç dolu sözler.anladımki libyada hala osmanlı ruhu dolaşıyor.

 


Adı Soyadı (*)


Başlık (*)


Yorum içeriği (*)


4 + 8 = (İki sayının toplamını aşağıdaki kutuya giriniz.) (*)




 

Kürşat Kurdoğlu
İtibarsızlaştırma

1.8236

1.8324

2.3158

2.327