
Affedilmek ister insan bazen, tamamen geldim diyebilmek ve anlatmak ister kendini bir iki cümlede, tamamlayabilmek ister o acımasız gidişini. Anlatsa her şeyi sanki bitecektir bütün çelişkiler, sanki bir son hecedir konumsak söz bitince noktalanacak sanki bütün yaşantılar. Sahi diyorum hanı eğer sukut olursa su dünya âlemi o zaman durulurumu ki bütün üstatlar, geldim diyebilmektir bütün dertleri bir umutla dondum diyebilmek içindir. Onca karalanan çizilen yazılar bazen öfkeyle parçalara ayrılan o satırlar hep dondum diyebilmek için yazılmıştır yırtıp buruşturulup çöpe atılan o anılar… Kendisi dondum diyebilmek için bekler onca sene beklerde gün döner geceye farkında olmadan kapanır kapılar sonsuzluk iklimde, kapıyı tekrar tekrar çalar hiç durmadan oysa anlamaz anlayamaz farkında olamaz hiç bir çığlığın duymaz o suskun haykırışları duymaz, duyamaz çünkü umudu vardır hala çünkü o bekleyişlerdedir bir umutla donmuştur. Ama bilmiyordur ki kapalı kapılar bir daha asla açılmaz, çünkü vedalar kilit vurmuştur parçalanmış gönüllere. O sevgili giderken sessizce, kapatmıştır tüm kapıları iyice kimse çıkmasın dışarı diye kilitleri mühürleyerek veda ile hapsetmiştir sevgiliyi içeriye. Yıllar sonra tekrar o kapıya dönmüş olsa bile gelen o değildir. Bedeni kapıdadır ama kalan bilir ki o giderken ölmüştür her ikisi de. O bedende can vermiştir son nefeste ikisi de sevdim demiştir. Şimdi ise gelen o değildir. Şimdi gelen bir yabancıdır, şimdi kapıdaki o yabancı aslında bir yalancıdır.. Ve ne tuhaftır ki içeride kalan hala o eski sevdalıdır, her ne kadar kalan aynı olsa da aslında hiçbir şey aynı kalmamıştır bakışlarda, işte bu yüzden affedilmek imkânsızlığı oynar bu defada…
Çünkü sevdalı bilir, kimi, neyi, niçin ve neden affetmelidir ki? Affetmek kolay gelir mi parçalanmış bir harabeye ve söylesene affetmek nedir ki? kimleri affetmeliyiz su hayatta yada kimleri affetmedik ki, kimlerden af diledik şimdiye dek kimlerden yüz çevirdik bazen gururumuza yenilmedik mi, bazen en tepede görmedik mi kendimizi bazen işe en dibe düşmedik mi bu şu iki günlük yolda, söylesene hayat bizim için değil mi, biz affetmeyelim bakalım hiç kimseyi sen söylesene bizi affeden olur mu sanki düşünsene bir kendi halini affedilmeye yakışır mısın ki!!! Durum böyle olunca bizim haddimize mi ki affetmek kelimesi!
bu hayatta benimde düşmüşlüğüm vardır elbet, bazen kırılmışlığım, bazen yenilmişliğim ama en çok sevdaya aşka o sevgiliye incinmişliğim vardır doğrudur. Ama inan bana hiç şikâyetim olmadı yaradana. Bunları anlatmaya güç yeter mi bilmem bilemem o konu gönlüme girince susarım ben derince susarımda edemem iki çift kelime herkes der halime sukutu eylem diye ama kimse bilmez kırılmışlığımı ve kimse bilmez benim gözyaşlarımı herkes yağmur yağıyor sanır oysa kimse görmez yağan damlalarımı, bir bilmecedir benim hücrem orasını inan bende bilemem yinede dilimin döndüğünce hecelemek isterim siz sevdiklerime hanı diyor ya üstad da kendi kalemince haykırıyorsa İslam alemine anlatıyor ya bütün nefesince , GEL DIYOR GEL NE OLURSAN OL YINE GEL İSTER TOVBENİ BİN KERE BOZMUS OLSAN DAHİ YİNE GEL DİYOR YA HANİ , sen gel yeter ki yüz çevirme ondan sen inan bana hiç şüphen olmasın yaradandan yana sen gelmeyi bil yeter ki o inan affeder seni sen bir adım at yeter ki o sana koşarak gelir çünkü o seni herkesten daha iyi bilir, hem bizim dergahımız umutsuzluk dergahı değildir. Bizim deryada kurumuş bir gül bulunmaz her daim yeşerir bütün fidanlar sen gel yeter ki inan bana yaradan affeder seni , işte bu yüzdendir ki bizimde affetmemiz gerek kendimizi çünkü her şey bizde baslar biz değimliyiz ki bütün heceleri büyük harfle yazan bazen silen bazen karalayan daha da yetinemeyince çöpe atan işte bu yüzdendir önce affedelim kendimizi sonra inan affediliriz bizde herkes gibi ve beklemeyi bilmeliyiz o kapıda tohum önce su sonra güneş görmeli ki fidan olmalı değilmi işte bu yüzden dir ki sabırla ilerlemeliyiz bu sevda yolunda, umarım yüce yaradan affeder hepimizi ve umarım bizde affederiz kendimizi… !!!
|
|