
Allah’a samimi olarak iman ettiğini söyleyen insanın her işinde O’nun rızasının en fazlasını tercih eden bir yaşam şekli olmalıdır. Yani Müslüman daima diğer Müslüman kardeşleriyle salih amel konusunda yarış içinde olmalıdır.
"Artık hayırlarda yarışınız. Tümünüzün dönüşü Allah'adır..." (Maide Suresi, 48)
Müslümanlar arasında gevşek davrananlar olduğu gibi, yaptığı amelleri yeterli görenler ve yarışıp öne geçenler de bulunmaktadır. Elbette Allah’ın rızasını ummak bakımından hangisinin daha doğru olduğu ortadadır. Samimi inanan bunun için ömrü boyunca ciddi bir mücadele içersine girer. Güzel ahlak göstermekte ve salih amel işlemekte kararlı davranır.
İnsan hayırlarda yarışıp-yarışmadığını şu şekilde anlayabilir; gün içersinde Rabbimiz’in yarattığı birçok olayla muhattap oluruz. Bir Müslümanın olaylar karşısında verdiği tepkiler, onun hayat felsefesinin bir yansımasıdır. Aslında bu tepkiler tamamen kişinin vicdanıyla alakalıdır. Vereceği tepkiler, seçeceği yön ya Allah’ın rızasına uygun olacaktır yada olmayacaktır. Müslümanın vereceği tepki ise muhakkak bellidir. Ancak Müslümanın düşünmesi gereken bir yön daha vardır. Elbette vicdanını kullandığında vereceği tepki, seçeceği şey Allah’ın rızasına uygun olabilir, haram bir yönü de olmayabilir. Yalnız Müslüman burada samimi olarak, yaptığı şeyi bir kez daha gözden geçirdiğinde, aslında Allah rızası için yapacağı işler içinde de O’nun rızasının en fazlasını kazandıracak olanlarının da olduğunu görecektir. İşte hayırlarda yarışan Müslüman bu seçimler arasından Allah’ın rızasının en çoğunu kazandıracak olanı uygulayacaktır.
"Onların hepsi bir değildir. Kitap Ehli'nden bir topluluk vardır ki, gece vaktinde ayakta durup Allah'ın ayetlerini okuyarak secdeye kapanırlar. Bunlar, Allah'a ve ahiret gününe iman eder, maruf olanı emreder, münker olandan sakındırır ve hayırlarda yarışırlar. İşte bunlar salih olanlardandır." (Al-i İmran Suresi, 113-114)
Bir örnek vererek konuyu açmak istersek; bir Müslüman gün içersinde bütün zamanını ailesiyle ilgilenerek geçirebilir. Bunun bir haram yönü yoktur. Yine bir Müslüman boşlukta olan bir zamanını uyuyarak da geçirebilir. Bu davranışın da günah bir tarafı yoktur. Ancak yeryüzünde batıl güçler tarafından masum insanlar katlediliyor, ataist ideolojiler İslam’ı yok etmek için çaba harcıyorlarsa, bir Müslümanın Allah’ın rızasının en fazlasını kazanmak için çabalamaması, masum insanların kurtuluşu için mücadele etmemesi vicdana tam anlamıyla uygun olmayacaktır. Bunun için Müslümanın zamanını iyi değerlendirmesi, İslam’ın hakimiyeti için ilmini arttırması ve hak olanı insanlara anlatması vicdana daha uygun olacaktır.
"Sizden; hayra çağıran, iyiliği (marufu) emreden ve kötülükten (münkerden) sakındıran bir topluluk bulunsun. Kurtuluşa erenler işte bunlardır." (Al-i İmran Suresi, 104)
Vicdanını maksimum kullanmayıp, yaptıklarını yeterli gören insanların ahiretteki durumları ile Allah’ın rızasını kazanabilmek için nefsini ezip, tamamen ahirete yönelik çalışan insanların ahiretteki durumları da aynı olmayacaktır.
“Hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram'ı onarmayı, Allah'a ve ahiret gününe iman eden ve Allah yolunda cihad edenin (yaptıkları) gibi mi saydınız? (Bunlar) Allah Katında bir olmazlar. Allah zulmeden bir topluluğa hidayet vermez.’’ (Tevbe Suresi, 19)
|
|