
İmanda zayıf olanlardan bazıları, inkarcıların baskılarından, Allah’ın dinini yaymak için yürütülen faaliyetlerden ve müminlerden uzaklaşarak, kurtulabileceklerini ve Allah’ın iradesinin dışında kendisini kötülüklerden sakındırabileceklerini sanırlar. Yüce Rabbimiz, Kuran ayetlerinde bu yanılgıyı şöyle bildirmektedir:
...De ki: "Evlerinizde olsaydınız da üzerlerine öldürülmesi yazılmış olanlar, yine devrilecekleri yerlere gidecekti. (Bunu) Allah, sinelerinizdekini denemek ve kalplerinizde olanı arındırmak için (yaptı). Allah, sinelerin özünde saklı duranı bilendir. (Al-i İmran Suresi, 154)
Yeryüzünde inkarcıların zulmüne, işkencelerine maruz kalan binlerce Müslümanın yardımına koşmak, onlara güzel şartlarda yaşama imkanı oluşturmak, toplum içinde sevgi, saygı ve hoşgörüye hasret olan insanları, bu isteklerine kavuşturabilmek için çalışmak, iman edenlerin sorumlulukları arasındadır. Kuran ahlakını yaşayan müminlerin, başka kardeşleri zorluk ve sıkıntı içinde yaşam mücadelesi verirken, kendilerinin rahat şartlarda yaşamaları, Allah’ın rızasına uygun bir davranış olmaz.
Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve: "Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar, bize Katından bir veli (koruyucu sahib) gönder, bize Katından bir yardım eden yolla" diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına cehd (gayret, mücadele) etmiyorsunuz? (Nisa Suresi, 75)
Bugün içinde yaşamış olduğumuz dönemde, Müslüman topluluklar çok zorlu şartlar altında yaşamlarını sürdürmeye çalışıyorlar. Afrika topraklarında yaşayan milyonlarca Müslüman, baskı ve zulümle halktan kazanç elde etmeye çalışan yönetimler altında çok zor günler geçiriyor. Ya da Doğu Türkistan’da son elli yıldır daha kuvvetli hissedilen zorlu bir yaşam mücadelesi görülmektedir. İnsanlar hiçbir sebep olmaksızın öldürülmekte ve bununla adeta gövde gösterisi yapılmaktadır. Öldürülen Doğu Türkistanlı Müslümanların sayısı yaklaşık 35 milyon gibi çok ciddi bir rakam olmuştur. Yine herkesin çok iyi bildiği bir zulüm örneğini de Filistin oluşturmaktadır. Filistin halkı çok uzun bir süredir çocuk, yaşlı, kadın demeden baskı altında tutulmakta, olmadık işkence yöntemleri bu insanlar üzerinde uygulanmakta, hastaneler yakılmakta, insanların çoğunluk oluşturdukları yerler bombalanmakta, okullar yıkılmakta, insanların evleri yerle bir edilmektedir. Üstelik bu bahsettiğim örnekler, dünyada Müslümanlara yapılan zulmün çok küçük bir bölümünü teşkil etmektedir.
Bütün bunlara karşı bir Müslümanın elinden hiçbir şeyin gelmeyeceğini düşünmesi olanaksızdır. Bu nedenle ateist ve materyalist düşüncelerin bir sonucu olarak, yeryüzünde Müslümanlara uygulanan bu zulme karşı dur demek, bütün Müslümanların görevidir. Kendi huzurunun yerinde olduğunu, sakin bir yaşam sürmek istediğini düşünerek, zulüm içinde kıvranan Müslümanlara el uzatmamak, bir mümine yakışmayacak olan bir davranıştır. Kaldı ki, iman edenler istedikleri huzuru, suya sabuna dokunmadan, kendi halinde yaşamakla değil, Allah’ın rızasını kazanmak için mücadele etmekle bulurlar.
İman edenlerin, dikkatli olmaları gereken bir diğer konu ise; çevrelerindeki bazı zayıf imanlı kişilerin isteksiz ve olumsuz tavırlarına karşı çok bilinçli olmaktır. Çünkü bazı insanlar dilleriyle iman ettiklerini söyleseler de, kalben Allah’a tam anlamıyla inanmazlar. Dilleriyle bunu söyleseler de, yaşam şekilleriyle tasdik edemezler. Allah’ın rızasını kazanmak, Kuran ahlakını yaşamak, Allah’ın dinini yaymak demek ne demek, kalben tam anlamıyla bilmedikleri için, bu konularda oldukça isteksiz davranırlar. Azim göstermeyerek ve oldukça yavaş davranarak bu isteksizliklerini açığa vururlar. Ancak iman edenler, onların bu tavırlarının şuurunda olurlar. Yüce Rabbimiz, böyle durumlarda nasıl davranmaları gerektiğini iman edenlere şöyle bildirmiştir:
"Öyleyse sen sabret; şüphesiz Allah'ın vaadi haktır; kesin bilgiyle inanmayanlar sakın seni telaşa kaptırıp-hafifliğe (veya gevşekliğe) sürüklemesinler." (Rum Suresi, 60)
İman edenlerin bu insanlarda Kuran ahlakını yaymak, Allah’ın dininin her yerde yaşanması için çalışmak konusunda gördükleri isteksizliklerine karşın, kendi şevkleri ve çabaları katlanarak artar. Böylece hem imanda zayıf olan kişilere örnek olurlar, hem de Allah’ın dinini en hızlı şekilde yaymak için çabaları artar.
|
|