Kullanıcı Adı: Şifre:
Göksunluyuz

test

Ana Sayfa / Kültür-Sanat / Mustafa Pehlivanoğlu Son Mektup ve Senaristleri Kınıyorum
Etiketler:

Mustafa Pehlivanoğlu Son Mektup ve Senaristleri Kınıyorum Mustafa Pehlivanoğlu Son Mektup ve Senaristleri Kınıyorum

Cenazemin arkasından ağlamayın, günahtır. Sizden ricam ağlamayın. Anne, sizlerle helalleşmek isterdim, fakat olmadı.

2012-02-06, 00:21:00 0 yorum

Mehmet Güzel(G:K)
memorehber@goksunluyuz.com

"Sevgili anneciğim ve babacığım, sizler beni bu yasa kadar büyüttünüz ve yetiştirdiniz. Benim sizlere karşı islemiş olduğum hataları ve suçlarımı affedin. Hakkinizi helal edin. Ben sizlerin bir evladınız olarak, bugüne kadar Cenab-ı Hakkin ve Onun Resulünün, Yüce Peygamberimizin yolundan ayrılmadım. Alın yazımız böyle yazılmış. Kader ne ise onu çekeceğiz. Ben de kardeşim Haydar gibi bir an önce Allah'ın huzuruna çıkacağım. Eğer benim günahım varsa Cenab-ı Allah'ın huzurunda çekmeye hazırım. Yok, bir yanlışlık sonucu ölümüme karar verenler, idam edenler Allah'tan bulsunlar. Sunu hiç bir zaman unutmasınlar ki, Mustafa'lar ölür, Allah davası ölmez, milliyetçilik yaşar. Kellemi verdiğim bu yolun zaferi yakındır. Zafer her zaman Allah'a inananlarındır. Bunun için hiç üzülmeyin. Cenazemin arkasından ağlamayın, günahtır. Sizden ricam ağlamayın. Anne, sizlerle helalleşmek isterdim, fakat olmadı. Hakkım varsa, hepinize helal olsun, siz de helal edin. Son olarak, abime, yengeme, yiyenime, bacıma selam eder, haklarını helal etmelerini dilerim. Nişanlıma da selam eder, Cenab-ı Allah'ın mutlu bir yuva kurması için ona yardımcı olmasını dilerim. Oğlunuz Mustafa 7 Ekim 1980 - Mektubun Gerçek Hali -" 

Karanlık günlerin, güneş doğmaz ufuklarında, meydanlarda kardeş kavgaları yaşanırken, çekilen acılarla analar ağlarlarken, meydanlarda güllerin içselliğinden eser kalmamışken, yazıldı tüm bu mektuplar. Darağacına gidilirken nasibim buymuş diye kara kadere isyan yoktu son yalvarışların ardından. Arkada bıraktıkları yârinin evlenmesi için ailesinden yardım diliyordu son nefesini vermeye giderken. Ne büyük bir imtihanda olduklarının şuuruyla gönül komadılar kara kaderlerine. Yiğitlerin, erenlerin memleketinden bir acı kalemdi kırılan. Kalemler kırıldı, gencecik Pehlivanlar birer birer yok olup gittiler Abdal Mehmetlercesine. Namerdin kana doymayan kursağı doymamıştı henüz. Güneş ne zaman doğar diye sayıklarken Medrese-i Yusufiye öğrencilerinin, idamdan önce de ne acılar çektiklerini anlatanların gözyaşlarında seyrettik yıllar boyu.

Taşoluklu Kemal Abi’nin yüzünden okudum çekilen ve şahit olunan acıları. O an ülküye sevdalandığımı itiraf etmeliyim. Ne güzeldi bu duyguydu. Ne güzel, güzele âşık olmak ve onunla şereflenmek. Hapisten yeni çıktılar dedilerdi de oraya ziyarete gitmiştik. Çocukluğumun yıllarıydı, kapkaranlık işaretleri o zamanda anlamıştım kendi zihnimce. Karanlık işte, hem de zifiri karanlık. Memleketimin geleceği de karanlıktı işte. Ne oldu bilinmez Pehlivanlara. Bilinen tek şey var ise gidenler geri dönmediler. Yaktıkları ülkü ateşi ile, gönülleri yaktılar delilercesine. Ve halen de yakmaya devam etmekteler. Allah’a sadakatleriyle birer örnek oldular gelecek nesillere. Ve gönüllere iz bırakıp gittiler ve arkalarında koskoca pırıl pırıl bir nesil bırakarak. Kim ne derse desin, kim nasıl düşünürse düşünsün, adını ne koyarlarsa koysunlar gönül insanlarıyla hikâyelerde de buluşmak ve onlarla hem hal olmak, yıllarca yüreğime garip bir mutluluk verir. Fikir döngüsü değişmemiş zihniyetlerin eserlerini her gün her daim televizyon ekranlarında şahit olmak zoruma gidiyor. Bu durum zıtlaşmaları da beraberinde getireceği de unutulmamalı. Yoksa ülkem yeniden kardeşin kardeşi vurduğu bir ortama mı çekilmek isteniyor. Ama bir tepkide vermeden olmuyor ki?

Mustafa’mın kemikleri sızlıyor. Bugün hangi diziyi açarsak açalım bu gönül erenleri ya bir mafya, ya da 15 yaşında bir ortaokul öğrencisine sarkıntılık yapan fiğüran olarak kullanıyorlar da zoruma gidiyor işte. İşimiz siyaset değil ama geçmişte yapılanlar orta da iken nereden çıkıyor bu senaristler. Yazık değil mi Pehlivanlara, Önkuzulara, Kılıçkıranlara, Yazıcıoğullarına… Bugün ülkemin ortamı düşünsel ortam açısından son derece olumlu bir hava taşıyor. Bu durumdan son derece mutlu olduğumu ifade etmeliyim. Ancak karşı görüşteki tüm camiayı pislik içerisinde gösterirken karşı tarafı tamamen olumlu bir seyir haline getiren senaristlere kafam bozuk vesselam. O dönemin diğer tarafını (cenaze törenlerinde) sol eller yumruk bilmem ne üzerine yemin ettirilirken diğer camia tamamen suçlu ilan edilmesine anlam vermek mümkün değil. Halen zihniyet değişikliliğine uğramamış olmalarına anlam vermek mümkün değil. Ülkücü camiayı tamamen şiddet yanlısı, okumamış cahil bir kesim diğer taraf ise tamamen insancıl ve kültürlü öyle mi? Yazık yazık kanıma dokunuyor.

    

YORUMLAR // Henüz yorum yok, ilk yorumu siz yapın.
 


Adı Soyadı (*)


Başlık (*)


Yorum içeriği (*)


4 + 1 = (İki sayının toplamını aşağıdaki kutuya giriniz.) (*)




 

Kürşat Kurdoğlu
İtibarsızlaştırma

1.8236

1.8324

2.3158

2.327